Zülfüyâre Dokunmak Deyiminin Anlamı Öyküsü Hikayesi

Zülfüyâre Dokunmak deyiminin anlamı

İşiyle alakalı olan birisini, hatırlı ve güçlü kimseyi veya yüksek bir makamı kimi söz ve davranışlarla gücendirmek, darılmasına yol açmak.

Söylediği bir söz ya da yaptığı bir davranışla güçlü ve hatırlı kimseleri, büyük yöneticileri gücendirmek, kırmak.

Sevdiğinde gördüğü bir şey için söz söylerken onun üzülmesine yol açanlar için de kullanılır.

Zülfüyâre Dokunmak deyiminin hikayesi öyküsü

Âşığın sevdiği kız alıngan, her sözden bir anlam çıkaran bir afetmiş. Yüzünün her iki yanındaki zülüfler, âşığın hem hoşuna gider hem de onları bukleli ipeklere benzettirmiş. Bu benzetmelerden gücenen afet, “Demek benim zülüflerim ipek teller gibi cansız ve ruhsuz mu geldi sana?” diye âşığa sitem edermiş.

Genç âşık bir gün sevgilisiyle güllerin açtığı, bülbüllerin öttüğü bir bahçede gezerken hırçın bir rüzgâr esmiş. Bu rüzgâr sevgilisinin saçlarını dağıttığı için kızmış. Sevgilisi bundan da bir anlam çıkarmış: “Anlıyorum, sen rüzgârı bahane ederek, benim ihmalimi yüzüme vurmak istiyor, saç ve zülüflerimi taramadığımı ima ediyorsun.” demiş. Âşık sevgilisinin bu sitemlerinden usanınca ağzına bir daha onun adını almamış. Âşık, cevr-ü cefaya ne kadar katlanır.

Başka bir şekilde;

Vaktiyle bir delikanlı varmış. Bu delikanlı­nın el bebek gül bebek büyütülmüş, nazlı mı nazlı, alıngan mı alıngan, her lafın altında kap­ris yapacak bir mana bulan bir sevdiği varmış. Kızın güzelliği dillere destanmış ama gel gör ki alınganlığı da pek çekilmezmiş doğrusu. Bu güzelin saçları lüle lüleymiş. Hele şakak­larından sarkan zülüfleri varmış ki delikanlı güzelliklerinden gözünü alamazmış. Bir gün bukle bukle sarkan bu zülüfleri ipeğe benze­tecek olmuş delikanlı. Vay sen misin saçları­na ipek diyen! Kızın suratı sararmış, solmuş.

“Demek benim zülüflerim ipek gibi cansız duruyor öyle mi, aşk olsun sana!” diye gücen­miş. Delikanlı kendini affettirene kadar akla karayı seçmiş. Yine günlerden bir gün delikanlının çenesi durmamış. Bu sefer de esen rüzgâra kafa tutmaz mı! “Bre rüzgâr, dağıtma sevdiceğimin zülüfle­rini” demiş. Kız hemen buna da alınacak bir şey bulmuş tabii. “Vay vay vay, demek benim saçım başım çok dağınık. Rüzgârı bahane edip bunu yüzüme mi vurmaya çalışıyorsun?” diye sitem üstüne sitem etmiş. Delikanlı yine kendini affettirmek için dökülmedik dil bırakmamış. Günler günleri kovalarken zavallı âşık öyle bir hâle gelmiş ki, “Ne desem zülfüyâre doku­nuyor” diye zülüfleri ağzıma alamaz olmuş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir