Kubbetüs Sahra Nerede, Kaç Yılında Kim Yaptırdı, Mimari Özellikleri, Tarihçesi

Kubbet-üs Sahra Tarihçesi Kısa

Kubbet-üs-Sahra Kudüs’te Mescidi Aksanın bulunduğu Morya tepesi üzerinde yer alan hem Müslümanlar hem de Yahudiler tarafından kutsal kabul edilen kaya üzerine inşa edilmiş sekizgen şeklinde yapılan kubbeli yapıdır. Mescidi Aksa ile aynı tepede yer almaktadır ve bir çok insan tarafından Mescidi Aksa ile karıştırılmaktadır. Kubbet-üs-Sahra binası Emevi Halifesi, Abdülmelik bin Mervan devrinde 687-691 yılları arasında inşa edilmiştir.

Tapınak tepesi olarak da isimlendirilmektedir. Bu tepede inşa edilen ilk tapınak MÖ 596 tarihinde Babilliler tarafından tahrip edildi. İkinci tapınak yapımı ise MÖ 535 tarihinde yapılmaya başlandı. MÖ 521’de devam edilmiş MÖ 516 yılında yapım tamamlanmış ve MÖ 515 yılında İkinci Tapınak açılmıştır. Yaklaşık 500 yıl sonra İkinci Tapınak, MÖ 20 yılında Kral Herod tarafından yeniden tamir ettirilmiştir.İkinci Tapınak MS 70’de Romalıların bir Musevi isyanının bastırmak için Kudüs Kuşatmasını yapıp şehri ellerine geçirdikten sonra (ileride Roma imparatoru olacak olan) General Titus komutasındaki Roma İmparatorluğu’na bağlı birlikler tarafından yağmalanıp tahrip edilmiştir. Romalılar bu mevkide Jüpiter Tapınağı inşa etmişlerdir. Musevilerin, 132-135 yılları arasında Romalılara karşı giriştikleri son Bar Kohba isyanı sırasında tapınağı yeniden kurmayı denediler. İkinci tapınağın temelleri dahi Romalılarca tahrip edildiğinden dolayı daha büyük ve daha geniş yeni bir tapınak yapılması gerekmekteydi. Bu tepedeki Roma tapınağı yıkıldı. Ancak Romalılara karşı bu isyan da başarısız oldu. Museviler Kudüs’ten çıkartıldılar.

Kudüs’ün Müslümanlar tarafından fethine kadar Harem-i Şerif tepesi yıkıntılarla dolu bir mevki olarak kaldı. Hatta Hristiyanlar zamanında taş ocağı ve çöplük olarak kullanılmıştı. Roma İmparatorluğu Hristiyanlığı resmi din olarak kabul ettikten sonra ve Bizans İmparatorluğu döneminde Filistin ve Kudüs, Hristiyanlığın haç merkezi olarak kabul edilmiştir. Kudüs ve “Tapınak Tepesi” adı verilen Harem-i Şerif İsa’nın gezdiği yerlerden olan İkinci Tapınak yıkıntıları, Hristiyan hacılarının geldiği bir hac merkezi olmuştu. Bu yıkıntılar “Beyt-i Makdis” olarak da anılmaktaydı. Kudüs,

614’te Bizans İmparatorluğu’ndan III.Yezdigirt’in hükümdarı olduğu İranlı Sasaniler Devleti’nin eline geçmiştir.

Halife Ömer döneminde Sasaniler Devleti ile yapılan savaşlar sırasında Kudüs 636 yılında ilk kez Müslümanların eline geçmiştir. Halife Ömer, Kudüs’e girdiğinde baş patriğe kendisini Tapınak Tepesine (yıkık olan Süleyman mabedinin yerine) götürmelerini rica etti. Bu mevki yıkıntı döküntülerle doluydu. Musevilikten Müslümanlığa dönüş yapan “Ka’ab al-Ahbar” adındaki bir kişi, dinsel bilgilerinin yardımıyla Musevilerin nerede tapındıklarını gösterdi. Ömer tapınaktan geri kalanları buldu. Halife Ömer ilk olarak Beytü’l Makdıs’ı ve Muallak Taşının (Sahra) bulunduğu Harem-üs Şerif’i yıkıntılardan temizlemiştir. Sonra Sahra üzerinde “Sahra Mescidi” adı ile anılan Medine’de peygamberin mescidine benzer kamıştan namazgah tarzında bir Mescid yaptırmıştır. Ömer, on bin kişi ile birlikte tapınağın 70 yılında yıkılmasından sonra ilk kez bu yerde ibadet etti.

Mimari özellikleri

Kubbet-üs Sahra İslâm mimârîsinde bilinen ilk kubbeli eserlerdendir. Bu bina Kudüs’te Müslümanlar ve Yahudiler tarafından kutsal kabul edilen (Muallak Taşı adi verilen) kaya üzerine olup ortası kubbeli sekizgen bir binadır. Ortasında kutsal kayayı örten yüksek tahtadan iskeletle yapılmış 20m çaplı bir kubbe bulunmaktadır. Bu kubbe altın sarısı renkli metalik levhalarla kaplıdır. Bu metalik levhalar 1964’de kadar kurşundandı ve o yıl tamamlanan renovasyon ile levhalar alümünyum-bronz alaşımdan yapılmışlardır. Bu kubbe 16 pencere boşluğu ve sütün ihtiva eden bir silindirik davulumsu yapı üzerinde bulunmaktadır. Bu silindirik davulumsu yapı zeminden yükselen ve bir daire şekilde yapılmış, aralarından 24 boşluk bulunan sütunlar üzerine dayanmaktadır. Sütünlar arası boşluk 19ar metre eninde olup sütun yüksekliği 11 metredir. Binanın dış duvarlarinin yüzeyleri porselen çiniden oluşmaktadır ve binanın sekizgen şeklini aksettirmekdirler. Hem dış duvarlar ve hem de davulumsu silindirik yapıda pencereler bulunmaktadır. Binanın iç yüzeyi ve kubbesi Kur’an süreleri ve çeşitli motiflerle süslenmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir